
Yayınlanma: 19 Temmuz 2026 08:33
Güncellenme: 27 Temmuz 2026 11:03
Yunanistan hükümeti, Batı Trakya'daki Türk azınlığa ait 8 ilkokulun 2026-2027 eğitim öğretim yılından itibaren kapatılacağını duyurdu. Kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından Türk azınlığın eğitim haklarına yönelik yeni bir tartışma başladı.
Yunanistan Eğitim Bakanlığı tarafından alınan karar doğrultusunda;
olmak üzere toplam 8 Türk azınlık ilkokulu faaliyetlerini durduracak.
Kapatılması planlanan okullar arasında; Dimetoka, Beyköy, Boyacılar, Üntüren, Delinasufköy, Omurluköy, Çepelli ve Hebilköy Türk ilkokulları yer alıyor.
Batı Trakya Türk toplumunun temsilcileri, yeni kararla birlikte Lozan Antlaşması döneminde yüzlerce olan Türk azınlık okulunun sayısının 76'ya kadar gerilediğini belirterek karara tepki gösterdi.
Okul kapatma kararının yanı sıra İskeçe Merkez Türk Azınlık İlkokulu'nda bazı öğrencilerin kayıtlarının da iptal edildiği öne sürüldü.
İddialara göre, velilere yapılan bilgilendirmede, öğrencilerin anne veya babalarından birinin Yunanistan vatandaşı olmaması gerekçe gösterildi.
Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habipoğlu, eğitim özerkliğinin her geçen yıl daha da zayıflatıldığını savundu.
Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi Genel Başkanı Çiğdem Asafoğlu ise Türk azınlık okullarının uluslararası anlaşmalarla güvence altında olduğunu belirterek kapatma kararlarının ana dilde eğitim hakkını olumsuz etkilediğini ifade etti.
Batı Trakya'daki Türk azınlık okullarının statüsü, 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması kapsamında düzenleniyor. Son kararın ardından Türk azınlığın eğitim hakları ve Lozan hükümlerine ilişkin tartışmalar yeniden gündeme taşındı.
Batı Trakya'daki Türk azınlık okulları, 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması'nın özellikle 40 ve 41. maddeleri kapsamında güvence altına alınan eğitim hakları çerçevesinde faaliyet gösteriyor. Söz konusu maddeler, azınlıkların kendi okullarını kurma ve yönetme hakkını düzenlerken, ana dilde eğitimin de korunmasını öngörüyor. Son okul kapatma kararları ise bu maddelerin uygulanmasına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Türk olmayan azınlıklara mensup vatandaşlar;
Bu kurumlarda kendi dillerini serbestçe kullanabilir ve dinlerini özgürce yaşayabilirler.
Devlet;