
Yayınlanma: 18 Eylül 2026 12:59
Güncellenme: 20 Eylül 2026 16:45
Araştırmada 2008 ile 2025 yılları arasında Mantap Dağı çevresinde 1.399 yerel deprem belirlendi.
Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Araştırma, 1.399 depremin tamamının doğrudan nükleer patlamalar tarafından meydana getirildiğini söylemiyor. Bilim insanları, nükleer testlerin yer kabuğundaki hasarı ve gerilim dağılımını değiştirerek mevcut fayların yeniden harekete geçmesini tetiklemiş olabileceğini değerlendiriyor.
Araştırmanın en önemli bulgusu da deprem sayısından ziyade sismik hareketliliğin zaman içerisindeki davranışı oldu.
Kuzey Kore, Punggye-ri sahasında 2006-2017 yılları arasında toplam 6 yeraltı nükleer testi gerçekleştirdi.
Bunların sonuncusu ve en büyüğü 3 Eylül 2017'de Mantap Dağı'nın altında yapıldı. Söz konusu patlama ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu tarafından yaklaşık 6,3 büyüklüğünde sismik olay olarak kaydedildi. Patlamanın gücünün ise yaklaşık 100 ila 250 kiloton arasında olduğu tahmin ediliyor.
Yeni araştırmada dikkat çeken nokta, 2017'deki testten sonra bölgede meydana gelen sismik hareketliliğin kısa süre içerisinde sona ermemesi oldu.
Araştırmacılara göre; depremler, nükleer testten yaklaşık üç hafta sonra artmaya başladı ve 2025'e kadar hem sıklık hem de büyüklük bakımından yükselen bir seyir izledi.
Bu durum, yeraltı nükleer testlerinden sonra genellikle gözlenen kısa süreli sismik aktivite modelinden farklı.
Araştırmacıların üzerinde durduğu mekanizma, doğrudan patlamanın her bir depremi oluşturması değil.
Tekrarlanan yeraltı nükleer patlamalarının Mantap Dağı'nın sığ kesimlerindeki kayalarda çatlak ve hasarı artırdığı, bunun da çevredeki gerilim alanını değiştirdiği değerlendiriliyor.
Patlamaların ardından yer altında gerilim yeniden dağıldıkça, zaten kırılmaya yakın durumda bulunan mevcut fayların hareket etmeye başlamış olabileceği belirtiliyor. Böylece nükleer patlama sona erdikten yıllar sonra bile bölgede sismik aktivitenin devam etmesi mümkün hale geliyor.
Pusan Ulusal Üniversitesi'nin araştırmaya ilişkin açıklamasında, depremlerin rastgele dağılmadığı ve kuzey-kuzeybatı yönünde uzanan iki fay yapısı boyunca yoğunlaştığı vurgulandı.
Yeraltı nükleer testlerinden sonra küçük depremler ve kaya çökmeleri görülmesi aslında yeni bir durum değil.
Araştırmacıların dikkat çektiği fark, bu tür hareketlerin genellikle testin ardından günler veya haftalar içerisinde azalması.
Mantap Dağı'nda ise özellikle 2017 testinin ardından bunun tersi bir tablo ortaya çıktı. Sismik hareketlilik yıllar boyunca devam etti ve zaman içerisinde belirli fay hatları üzerinde daha belirgin hale geldi.
Bu nedenle araştırmacılar, bölgede yalnızca kısa süreli patlama sonrası etkilerin değil, uzun vadeli bir fay yeniden aktivasyon sürecinin yaşanmış olabileceği sonucuna ulaştı.
Kuzey Kore'nin nükleer testlerini gerçekleştirdiği Punggye-ri, ülkenin kuzeydoğusundaki Kuzey Hamgyong bölgesinde bulunuyor.
Testlerin büyük bölümü Mantap Dağı'nın altındaki yeraltı tünellerinde gerçekleştirildi.
Kuzey Kore'nin ilk nükleer testi 2006'da yapılırken, son test 2017'de gerçekleştirildi. Altıncı test, aynı zamanda ülkenin şimdiye kadar gerçekleştirdiği en büyük nükleer deneme olarak biliniyor.
Yeni çalışma, Mantap Dağı çevresindeki fayların yeniden aktif hale geldiğine ilişkin güçlü bulgular ortaya koyuyor. Ancak bundan hareketle bölgede ne zaman büyük bir deprem meydana geleceğini söylemek mümkün değil.
Araştırmanın amacı da gelecekteki depremleri tahmin etmek değil; nükleer testlerden sonra yer kabuğunda meydana gelen uzun vadeli değişimleri ortaya çıkarmak.
Bilim insanları, bu nedenle eski nükleer test sahalarının yalnızca test sırasında değil, testlerin sona ermesinden yıllar sonra da izlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Çalışmanın sonuçları yalnızca Kuzey Kore açısından değil, yeraltında gerçekleştirilen büyük ölçekli insan faaliyetlerinin faylar üzerindeki etkisinin anlaşılması bakımından da önem taşıyor.
Pusan Ulusal Üniversitesi, araştırmanın Kapsamlı Nükleer Deneme Yasağı Antlaşması'nın (CTBT) doğrulama çalışmaları açısından da yeni bilgiler sağlayabileceğini belirtiyor.
Çünkü bir nükleer testten yıllar sonra meydana gelen depremlerin nedenini anlamak için yalnızca o andaki sismik kayıtların değil, uzun dönemli deprem kataloglarının, fayların konumlarının ve yeraltındaki gerilim değişimlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Yeni çalışma böylece Kuzey Kore'nin nükleer testlerinin etkisinin patlama anıyla sınırlı kalmayabileceğini gösteren önemli bulgular ortaya koyuyor.