
Yayınlanma: 20 Mayıs 2026 14:04
Güncellenme: 23 Mayıs 2026 11:32
Birleşik Krallık ile birlikte çok sayıda Avrupa ülkesi, yasa dışı göçmenlerin sınır dışı edilmesini hızlandırmayı amaçlayan dikkat çekici bir deklarasyona imza attı. Moldova’da düzenlenen zirvede kabul edilen belge, göç davalarında ulusal hükümetlere daha fazla yetki verilmesini savunuyor.
Yeni deklarasyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin göç kararlarında üye devletlerin uygulamalarına daha fazla alan tanıması gerektiğini vurguluyor.
İkinci Dünya Savaşı sonrası hazırlanan Council of Europe İnsan Hakları Sözleşmesi uzun yıllardır Avrupa’daki temel hak ve özgürlüklerin çerçevesini belirliyor.
Yeni deklarasyon ise sözleşmenin yeniden yazılması anlamına gelmiyor. Ancak Avrupa ülkeleri, göç baskısı ve insan kaçakçılığı gibi yeni tehditler karşısında mahkemelerin “kamu yararı” ve “ulusal güvenlik” dengesini daha fazla dikkate almasını istiyor.
Belge, Council of Europe’ne üye 46 ülke tarafından imzalandı.
Yvette Cooper, anlaşmayı “sağduyulu bir yaklaşım” olarak değerlendirdi.
İngiliz hükümeti, mevcut sistemin bazı kişiler tarafından kötüye kullanılabildiğini savunurken, insan kaçakçılığıyla mücadelede daha hızlı sınır dışı mekanizmalarının gerekli olduğunu belirtiyor.
Deklarasyonda özellikle:
gibi tehditlere dikkat çekildi.
Deklarasyonda Avrupa dışındaki ülkelerde “geri gönderme merkezleri” kurulabilmesinin önü de açık bırakıldı.
İtalya daha önce Arnavutluk ile benzer bir anlaşma yaparak reddedilen göçmenlerin burada tutulmasını öngören bir sistem oluşturmuştu.
Birleşik Krallık da benzer modeller üzerinde çalışıyor.
Yeni deklarasyonda dikkat çeken maddelerden biri de sağlık koşullarıyla ilgili oldu.
Belgede, bir kişinin kendi ülkesindeki sağlık sistemi Avrupa standartlarının altında olduğu gerekçesiyle otomatik olarak sınır dışı edilmekten kaçınamaması gerektiği ifade edildi.
Ayrıca aile hayatı hakkının da tek başına sınır dışı kararlarını engellememesi gerektiği vurgulandı.
Deklarasyona göre:
“Bireysel haklar ile kamu güvenliği arasında denge kurulması gerekiyor.”
Yeni girişim Avrupa’da göç ve insan hakları tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Eleştirmenler, deklarasyonun, insan hakları korumalarını zayıflatabileceğini savunurken; destekleyen ülkeler ise mevcut göç baskısının, Avrupa’daki demokratik sistemler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirtiyor.