
Yayınlanma: 2 Ocak 2026 20:51
Güncellenme: 6 Ocak 2026 21:27
Beşiktaş’ın simge yapılarından biri olan ve İstanbul Boğazı’nın kıyısında yükselen Tüpraş Stadyumu, bu kez sportif başarılarıyla değil, şaşırtıcı bir miras davasıyla gündeme geldi. Antalya’da yaşayan emekli bir öğretmenin açtığı dava, Beşiktaş Stadyumu’nun bulunduğu araziyle ilgili mülkiyet tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Sürecin ilerlemesiyle birlikte tek kişiyle başlayan dava dosyasına yeni mirasçı adaylarının eklenmesi, konuyu kamuoyunun dikkatine taşıdı.
Antalya’da oturan emekli bir öğretmen, Beşiktaş Tüpraş Stadyumu’nun arazisinin kendisine ait olduğunu iddia ederek dava açtı.
— Kartal Hattı (@kartalhatti) January 2, 2026
(ATV Haber)
pic.twitter.com/iv9LwVN0Ib
ATV’nin özel haberine göre, Antalya’da ikamet eden emekli bir öğretmen, 24 Haziran 2024 tarihinde Akseki Adliyesi’ne başvurarak Beşiktaş Stadyumu’nun yer aldığı arazi üzerinde miras hakkı bulunduğunu ileri sürdü. Başvuruda, söz konusu arazinin nesiller öncesinden ailesine ait olduğu iddia edildi.
İlk aşamada mahkeme, yapılan başvuruyu değerlendirdi ancak miras davası reddedildi. Bu karar, dosyanın kapanacağı izlenimini yaratsa da, süreç burada sona ermedi.
Miras davasının reddedilmesinin ardından dosya bu kez istinaf mahkemesine taşındı. Başvuruyu inceleyen istinaf, yapılan itirazı kabul etti ve dava sürecinin yeniden ele alınmasına hükmetti. Böylece Beşiktaş Stadyumu’nun bulunduğu araziye ilişkin hukuki süreç tekrar başladı.
Bu gelişme, sadece davayı açan kişi açısından değil, benzer iddialara sahip olduğu öne sürülen diğer kişiler açısından da yeni bir kapı araladı.
Dava sürecinin yeniden başlamasıyla birlikte, aynı soydan geldiklerini veya benzer tapu ve şecere kayıtlarına sahip olduklarını iddia eden çok sayıda kişi dosyaya dahil oldu. Hukuk çevreleri, bu tür davalarda mirasçı sayısının artmasının olağan olduğunu belirtiyor.
Uzmanlara göre:
Osmanlı dönemine dayanan tapu ve mülkiyet kayıtları
Vakıf arazileri ve devletleştirilen taşınmazlar
Zaman içinde değişen imar ve kamulaştırma kararları
bu tür ihtilafların onlarca yıl sonra bile yeniden gündeme gelmesine neden olabiliyor.
Dosyaya giren dava dilekçelerinde yalnızca Beşiktaş Stadyumu değil, İstanbul’un farklı noktalarında yer alan başka gayrimenkullerin de hak iddiasına konu edildiği öne sürüldü. Özellikle Eminönü ve Kadıköy gibi merkezi bölgelerdeki bazı taşınmazların da dilekçelerde yer aldığı iddia ediliyor.
Bu durum, davanın yalnızca spor kamuoyunu değil, hukuk ve emlak çevrelerini de yakından ilgilendiren bir sürece dönüşmesine neden oldu.
Şu ana kadar Beşiktaş JK cephesinden veya ilgili kamu kurumlarından davayla ilgili resmî bir açıklama yapılmadı. Hukukçular, devam eden yargı süreçlerinde tarafların genellikle karar çıkmadan kamuoyuna açıklama yapmaktan kaçındığını belirtiyor.
Uzman görüşlerine göre, bu tür davaların:
Stadyumun mevcut kullanımını kısa vadede etkilemesi beklenmiyor.
Tapu ve kamulaştırma geçmişi netleşmeden herhangi bir mülkiyet değişikliği mümkün değil.
Sürecin yıllar sürebileceği ifade ediliyor.
Türkiye’de büyük kamu yapıları ve tarihi alanlarla ilgili geçmişte de benzer mülkiyet ve miras davaları gündeme gelmişti. Ancak bu davaların büyük çoğunluğu, kamulaştırma, devletleştirme ve kamu yararı gerekçeleriyle reddedildi.
Beşiktaş Stadyumu’nun bulunduğu alanın da uzun yıllardır kamuya açık ve sportif amaçla kullanılan bir alan olması, davanın sonucuna dair hukuki çerçeveyi daraltan bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Beşiktaş Stadyumu’na ilişkin miras davasında nihai karar henüz verilmiş değil. Sürecin ilerleyen aşamalarında:
Bilirkişi raporları
Tapu ve arşiv kayıtları
Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi belgeleri
detaylı şekilde incelenecek. Mahkemenin vereceği karar, yalnızca bu dosya için değil, benzer iddialara emsal teşkil edebilecek nitelikte olabilir.
Özetle, Beşiktaş Stadyumu’na mirasçı çıktığı yönündeki iddialar kesinleşmiş bir karar değil, devam eden bir yargı sürecinin parçası. Mirasçı sayısındaki artış, dosyanın karmaşıklığını artırırken; gözler yargının vereceği nihai karara çevrilmiş durumda.
Kamuoyunda büyük yankı uyandıran bu gelişmenin, önümüzdeki dönemde hukuki boyutuyla daha da derinleşmesi bekleniyor.