
Yayınlanma: 12 Ocak 2026 17:04
Güncellenme: 12 Ocak 2026 16:30
Çin’in geliştirdiği “yapay güneş” olarak bilinen nükleer füzyon reaktörü, bilim dünyasında uzun süredir aşılamayan plazma yoğunluğu sınırını geçmeyi başardı. Uzmanlara göre; bu gelişme, gerçek füzyon ateşlemesine bir adım daha yaklaşıldığını gösteriyor.
Çinli bilim insanları tarafından yürütülen deneylerde, füzyon reaksiyonlarının temelini oluşturan plazma yoğunluğu, daha önce teorik ve teknik engeller nedeniyle ulaşılamayan seviyelere çıkarıldı. Bu eşik, nükleer füzyonun sürdürülebilir hale gelmesi için en kritik parametrelerden biri olarak kabul ediliyor.
Uzmanlar, bu sınırın aşılmasının reaktör içinde daha kararlı ve verimli enerji üretimi anlamına geldiğini belirtiyor.
Kamuoyunda “yapay güneş” olarak adlandırılan sistem, aslında tokamak tipi nükleer füzyon reaktörü. Bu teknoloji, Güneş’in çekirdeğinde gerçekleşen füzyon sürecini Dünya’da kontrollü şekilde taklit etmeyi amaçlıyor.
Amaç:
Karbonsuz,
Neredeyse sınırsız,
Güvenli ve temiz enerji üretmek.
Bilim insanlarına göre, plazma yoğunluğu sınırının aşılması, gerçek füzyon ateşlemesi (reaksiyonun kendi kendini sürdürebilmesi) yolunda kritik bir eşik olarak görülüyor.
Bu aşamanın başarıyla tamamlanması halinde:
Enerji üretiminde fosil yakıtlara bağımlılık azalacak.
Karbon salımı ciddi biçimde düşecek.
Küresel enerji krizine kalıcı çözüm sunulabilecek.
Uzmanlar, füzyon enerjisinin ticari ölçekte uygulanabilir hale gelmesi durumunda bunun insanlık tarihindeki en büyük teknolojik kırılmalardan biri olacağını vurguluyor. Füzyonun başarılması, yalnızca enerji sektörünü değil; sanayi, çevre politikaları ve jeopolitik dengeleri de kökten değiştirebilir.
Çin’in elde ettiği bu başarı, ABD, Avrupa Birliği ve Japonya’nın da dahil olduğu küresel füzyon yarışını yeniden hızlandırdı. ITER gibi uluslararası projelerin yanı sıra, birçok ülke kendi “yapay güneş” programlarını genişletme kararı aldı.