
Yayınlanma: 10 Ağustos 2026 11:19
Güncellenme: 18 Ağustos 2026 02:35
Dünyaca ünlü şarkıcı Rihanna'nın şirketinin Türkiye'de açtığı marka davası sonuçlandı. Rihanna'nın adına çok benzeyen “RIANNA” marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilirken, Yargıtay da yerel mahkemenin kararını onadı. Davanın gerekçesinde iki isim arasındaki görsel ve işitsel benzerliğin tüketiciler açısından karışıklığa yol açabileceği değerlendirildi.
Rihanna'nın şirketi, Türkiye'de “RIANNA” ibaresiyle tescil edilen markanın kendi marka haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkemeye başvurdu.
Davacı taraf, “RIANNA” ile dünyaca tanınan “RIHANNA” markası arasında yalnızca sınırlı bir yazım farkı bulunduğunu savundu. Şirket, Rihanna'nın dünya çapındaki tanınırlığına ve markalarının farklı ülkelerdeki tescillerine dikkat çekerek söz konusu marka nedeniyle tüketicilerin iki isim arasında bağlantı kurabileceğini ileri sürdü.
Davanın temelini ise markalar arasındaki karıştırılma ihtimali oluşturdu.
Davalı taraf, iki marka arasında farklılık bulunduğunu savunurken, Rihanna'nın şirketi bunun ortalama tüketici açısından yeterli olmadığını belirtti.
Mahkeme değerlendirmesinde yalnızca harflerin birebir aynı olup olmadığına bakılmadı. Markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan tüketicide oluşturduğu genel izlenim dikkate alındı.
“RIANNA” ve “RIHANNA” ifadelerinin özellikle telaffuz ve genel görünüm bakımından birbirine yakın olduğu değerlendirildi.
Bu nedenle iki markanın tamamen farklı kişiler veya şirketlerle bağlantılı olduğu sonucuna varılmasının tüketici açısından her zaman mümkün olmayacağı kabul edildi.
Davanın dikkat çeken noktalarından biri de “Rianna” kelimesinin Rihanna'nın isminden türetilmediği yönündeki savunmaydı.
Davalı taraf, “Rianna” kelimesinin Arapça kökenli olduğunu ve güzel koku, reyhan veya fesleğen anlamları taşıdığını ileri sürdü.
Bu nedenle marka ile Barbadoslu şarkıcı arasında herhangi bir bağlantı bulunmadığı savunuldu.
Ancak mahkeme, kelimenin farklı bir kökene sahip olduğu iddiasının markalar arasındaki genel benzerlik ve tanınmışlık değerlendirmesini ortadan kaldırmadığı sonucuna vardı.
Mahkeme dosyasında Rihanna'nın şirketi tarafından yapılan açıklamalarda sanatçının dünya çapındaki tanınırlığına dikkat çekildi.
Rihanna adına ve sanatçıyla bağlantılı markalara farklı ülkelerde tesciller bulunduğu, şirketin 44 ülkede Rihanna markalarının tescil sahibi olduğu belirtildi.
Dosyada Rihanna'nın “Rihanna” markasının yanı sıra “Riri” markasıyla ilgili haklarından da söz edildi.
Bu durum, mahkemenin marka ile dünyaca tanınan sanatçı arasındaki ilişkiyi değerlendirirken dikkate aldığı unsurlar arasında yer aldı.
Mahkeme, “RIANNA” marka tescilinin Rihanna'nın markasıyla karıştırılabilecek nitelikte olduğuna karar verdi.
Kararda markalar arasındaki benzerliğin yanı sıra, Rihanna'nın tanınmışlığından yararlanma ihtimali de değerlendirildi.
Sonuç olarak söz konusu marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verildi.
Başka bir ifadeyle “RIANNA” adına yapılan marka tescili geçerliliğini kaybetti.
Dava ilk derece mahkemesinin kararıyla sona ermedi.
İlk derece mahkemesinin Rihanna lehine verdiği kararın ardından dosya istinaf aşamasına taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi de kararı yerinde buldu.
Bunun üzerine dosya Yargıtay'ın incelemesine geldi.
Yargıtay, 6 Kasım 2024 tarihinde verdiği kararla yerel mahkemenin kararını onadı.
Kararın oybirliğiyle verilmesiyle birlikte “RIANNA” marka tescilinin hükümsüzlüğüne ilişkin hukuki süreç kesinleşmiş oldu.
Rihanna davasının tüketiciler açısından en dikkat çekici taraflarından biri de bu soru.
Bir markanın başka bir markadan yalnızca bir veya birkaç harfle farklı olması, otomatik olarak iki markanın hukuken birbirinden bağımsız olduğu anlamına gelmiyor.
Marka incelemelerinde isimlerin tamamı bir bütün olarak değerlendiriliyor.
Markaların;
gibi unsurlar birlikte değerlendirilebiliyor.
Bu nedenle yalnızca bir harfin değiştirilmesi, özellikle tanınmış bir markanın söz konusu olduğu durumlarda tek başına yeterli olmayabiliyor.
Rihanna davası, ünlü isimlerin marka değerinin hukuken korunmasına ilişkin de dikkat çekici bir örnek oluşturuyor.
Dünyaca tanınan bir sanatçının adı, yalnızca kişinin kimliğini ifade eden bir isim olmaktan çıkıp ticari bir marka değerine dönüşebiliyor.
Bu durumda üçüncü kişilerin benzer isimleri marka olarak kullanarak tanınmışlıktan yararlanması veya tüketicilerde bir bağlantı algısı oluşturması hukuki uyuşmazlıklara yol açabiliyor.
Rihanna'nın Türkiye'deki davasında da mahkemenin değerlendirmesi yalnızca iki kelimenin yazılışına dayanmadı. Sanatçının tanınmışlığı ve markanın tüketicide oluşturabileceği genel izlenim de dikkate alındı.
Dava dosyasındaki bilgilere göre Rihanna'nın şirketi Türkiye'deki marka hakları kapsamında “Rihanna” ibaresinin yanı sıra “Riri” markasına da dayanıyordu.
Sanatçının dünya çapındaki ticari faaliyetleri düşünüldüğünde Rihanna adı yalnızca müzik alanıyla sınırlı bir marka olarak değerlendirilmiyor.
Sanatçının moda, kozmetik ve diğer ticari faaliyetleri de Rihanna isminin küresel marka değerini artıran unsurlar arasında bulunuyor.
“RIANNA” davası, tanınmış bir marka ile benzer isim taşıyan başka bir markanın karşı karşıya geldiği durumlarda mahkemelerin hangi noktaları dikkate alabileceğini göstermesi bakımından önem taşıyor.
Davanın en dikkat çekici tarafı ise iki isim arasındaki farkın çok küçük olmasına rağmen mahkemenin tüketicide oluşabilecek genel izlenimi esas alması.
Yargıtay'ın da kararı onaması, dosyada yapılan değerlendirmelerin üst yargı merciince de uygun bulunduğunu ortaya koyuyor.
Rihanna'nın Türkiye'de kazandığı marka davası bu nedenle yalnızca dünyaca ünlü bir şarkıcının hukuki mücadelesi değil, aynı zamanda marka benzerliği ve tanınmış marka koruması açısından da dikkat çeken bir örnek olarak öne çıkıyor.