
Yayınlanma: 17 Ağustos 2026 07:16
Güncellenme: 18 Ağustos 2026 14:48
Yunanistan'da Batı Nil virüsü vakaları hızla artıyor. EODY verilerine göre, 12 Ağustos itibarıyla ülkede 110 vaka tespit edildi. Vakaların 81'inde merkezi sinir sistemi bulguları görülürken, yetkililer mevcut artış hızının sürmesi halinde 2026'nın son yılların en zorlu dönemlerinden biri olabileceği uyarısında bulundu.
Yunanistan'da yaz aylarıyla birlikte Batı Nil virüsü vakalarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu (EODY) tarafından paylaşılan verilere göre, 12 Ağustos itibarıyla ülkede 110 Batı Nil virüsü vakası kaydedildi.
Vakaların önemli bir bölümünde merkezi sinir sistemiyle ilişkili bulgular görülmesi, ülkedeki sağlık yetkililerini alarma geçirdi.
EODY yetkilileri, vaka sayısındaki yükselişin mevcut hızını koruması halinde 2026'nın Batı Nil virüsü açısından son yılların en zorlu dönemlerinden biri olabileceği değerlendirmesinde bulundu.
EODY'nin verilerine göre, Yunanistan'da 12 Ağustos'a kadar toplam 110 Batı Nil virüsü vakası tespit edildi.
Bu vakaların:
Vakalar ülkenin farklı bölgelerine de yayıldı. Virüsün; Attika, Tesalya, Orta Makedonya ve Mora bölgelerinde bulunan toplam 39 belediyede tespit edildiği bildirildi.
Özellikle başkent Atina'nın da içinde bulunduğu Attika bölgesi, vaka artışının en fazla dikkat çektiği bölgeler arasında bulunuyor.
EODY Epidemiyolojik Gözetim ve Bulaşıcı Hastalıkların Önlenmesi Müdürlüğü yetkilisi Danai Pervanidu, bu yıl özellikle Attika'da Batı Nil virüsünün yoğun şekilde yayıldığını açıkladı.
Pervanidu'ya göre, virüsün önceki yıllara kıyasla daha bulaşıcı hale geldiğine veya davranışının değiştiğine yönelik bilimsel bir bulgu bulunmuyor.
Buna karşılık çevresel koşullar virüsün yayılmasında önemli rol oynuyor.
Sıcaklık ve yağış miktarı, sivrisinek popülasyonu ve kuşların göç güzergahları virüsün yayılmasını etkileyen faktörler arasında gösteriliyor.
Yunan yetkili ayrıca 2025-2026 kışının Attika bölgesinde son 150 yılın en sıcak ikinci kışı olmasının mevcut tabloya katkıda bulunmuş olabileceğini belirtti.
Batı Nil virüsü Avrupa'da da yakından takip ediliyor.
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) verilerine göre, İtalya'nın ardından Yunanistan, Avrupa'da en fazla Batı Nil virüsü vakasının tespit edildiği ikinci ülke konumunda bulunuyor.
Yunanistan'daki vaka sayısının artmaya devam etmesi, ülkenin özellikle sıcak hava döneminde sivrisinek kaynaklı hastalıklarla mücadele konusunda daha fazla önlem almasını gerektiriyor.
Batı Nil virüsü esas olarak enfekte sivrisineklerin insanları sokmasıyla bulaşıyor.
Virüsün doğal döngüsünde kuşlar önemli bir yer tutuyor. Sivrisinekler enfekte kuşlardan virüsü aldıktan sonra insanları ve bazı diğer hayvanları sokarak virüsü taşıyabiliyor.
İnsanlar açısından önemli noktalardan biri ise hastalığın insandan insana sivrisineklerdeki gibi doğrudan yayılmaması.
Bu nedenle salgın dönemlerinde sivrisineklerle temasın azaltılması en önemli korunma yöntemlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Batı Nil virüsü enfeksiyonu geçiren kişilerin önemli bir bölümü herhangi bir belirti göstermeyebilir. Belirti ortaya çıktığında ise ateş, baş ağrısı, halsizlik, kas ağrıları ve benzeri şikayetler görülebilir.
Daha az sayıdaki vakada ise enfeksiyon merkezi sinir sistemini etkileyen ciddi hastalıklara yol açabilir.
Özellikle yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, bilinç değişikliği, kas güçsüzlüğü veya nörolojik belirtiler ortaya çıkması durumunda tıbbi değerlendirme gerekir.
EODY, Batı Nil virüsüne karşı vatandaşların özellikle sivrisineklerle temaslarını azaltmalarını istedi.
Yetkililerin tavsiyeleri arasında:
bulunuyor.
Özellikle ev ve bahçelerin çevresinde biriken küçük miktardaki durgun suların dahi sivrisineklerin üremesine uygun ortam oluşturabileceği belirtiliyor.
Yunanistan'da 12 Ağustos itibarıyla 110 Batı Nil virüsü vakasının kaydedilmesi, ülkede sivrisinek kaynaklı hastalıkların yeniden gündemin önemli başlıklarından biri haline gelmesine neden oldu.
EODY yetkilileri, vaka sayısındaki artışın mevcut hızda devam etmesi halinde 2026'nın son yılların en zorlu dönemlerinden biri olabileceği uyarısında bulunuyor.
Uzmanların dikkat çektiği sıcaklık, yağış, sivrisinek yoğunluğu ve kuşların göç hareketleri gibi faktörlerin önümüzdeki dönemde hastalığın seyrinde belirleyici olması bekleniyor.