
Yayınlanma: 15 Eylül 2026 08:33
Güncellenme: 15 Eylül 2026 06:27
Türkiye’nin Ay Araştırma Programı’nda önemli bir eşik daha geçildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, üretim, montaj ve entegrasyon faaliyetleri tamamlanan Ay uzay aracının zorlu çevresel testlerden geçirilmek üzere TUSAŞ bünyesindeki Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi’ne gönderileceğini açıkladı. Türkiye, aracı 2027’nin ilk aylarında uzaya göndermeyi hedefliyor.
Türkiye’nin uzay çalışmalarında gözler Ay Araştırma Programı’na çevrildi. Türkiye’nin ilk Ay görevi kapsamında geliştirilen uzay aracında üretim, montaj ve entegrasyon faaliyetleri tamamlandı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TÜBİTAK SAGE’de düzenlenen Ay Araştırma Programı Basın Toplantısında projenin geldiği son noktayı açıkladı.
Kacır, Ay’a erişmek üzere geliştirilen aracın artık fırlatma ve uzay ortamında karşılaşacağı zorlu koşullara hazırlanacağını belirterek, sistem seviyesi çevresel testlerin gerçekleştirilmesi için aracın TUSAŞ Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi’ne (USET) gönderileceğini duyurdu.
Bu aşama, Türkiye’nin Ay hedefinde önemli bir kilometre taşı olarak öne çıkıyor.
Bakan Kacır’ın açıklamasına göre; Türkiye, Ay uzay aracını 2027 yılının ilk aylarında uzaya göndermeyi hedefliyor.
Yaklaşık 3,5 ton ağırlığındaki uzay aracının yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla geliştirildiği belirtildi.
Fırlatma öncesinde aracın uzay ortamına ve fırlatma sırasında karşılaşacağı koşullara dayanıklı olduğunun kapsamlı testlerle doğrulanması planlanıyor.
Kacır, hava, saha ve yörünge koşullarının uygun olması halinde aracın 2027’nin ilk aylarında uzaya gönderileceğini ifade etti.
Ay görevinin en kritik aşamalarından biri, uzay aracının fırlatma ve uzay ortamına dayanıklılığının doğrulanması olacak.
Bu kapsamda araçta farklı testler gerçekleştirilecek.
Isıl vakum testleriyle uzay ortamının koşulları simüle edilecek. Böylece aracın vakum ve sıcaklık değişimleri karşısındaki performansı değerlendirilecek.
Yapısal testlerle fırlatma sırasında ortaya çıkabilecek mekanik yükler karşısındaki dayanıklılık sınanacak.
Elektromanyetik uyumluluk testleriyle ise uzay aracındaki sistemlerin birlikte güvenli ve uyumlu şekilde çalışıp çalışmadığı kontrol edilecek.
Testlerin amacı, aracın Ay yolculuğuna çıkmadan önce karşılaşabileceği zorlu koşullara hazır olduğunu doğrulamak.
Türkiye’nin Ay Araştırma Programı yalnızca Ay’a ulaşmayı hedefleyen bir yolculuk olmayacak. Görev kapsamında Ay çevresindeki ve Ay yüzeyindeki çeşitli bilimsel verilerin incelenmesi planlanıyor.
Bakan Kacır’ın verdiği bilgilere göre görev sırasında;
araştırılacak.
Ayrıca Türkiye tarafından geliştirilen bilimsel ekipmanlarla Ay’daki radyasyon ortamına ilişkin ölçümler yapılacak.
Planlamaya göre Ay uzay aracının fırlatıldıktan sonra yaklaşık iki aylık bir yolculuk gerçekleştirmesi bekleniyor.
Ardından Ay yüzeyinin yaklaşık 100 kilometre üzerindeki kutupsal ve dairesel görev yörüngesine ulaşması hedefleniyor.
Uzay aracının bu yörüngede en az 3 ay boyunca operasyon yürütmesi planlanıyor.
Görev performansının uygun olması halinde operasyon süresinin 1,5 yıla kadar uzatılabileceği belirtiliyor.
Burada önemli bir ayrıntı var.
İlk aşamada planlanan görev, Ay yüzeyine doğrudan inişten ziyade Ay yörüngesinde bilimsel operasyon gerçekleştirilmesini öngörüyor.
Türkiye, bilimsel çalışmalar tamamlandıktan sonra uzay aracını kontrollü yavaşlatma manevralarıyla Ay yüzeyine ulaştırmayı hedefliyor.
Bu aşamada Türkiye'nin kendi geliştirdiği Hibrit İtki Sistemi kritik rol oynayacak.
Sistem, yörünge yükseltme manevralarının yanı sıra görevin son aşamasında Ay yörüngesinden çıkış ve yüzeye kontrollü şekilde ulaşma sürecinde kullanılacak.
Bakan Kacır, Türkiye'nin Ay Araştırma Programı kapsamında Ay görevi gerçekleştiren 9’uncu ülke olmayı hedeflediğini söyledi.
Bu hedef gerçekleşirse Türkiye, Ay'a yönelik bağımsız mühendislik ve bilimsel kabiliyetlerini ortaya koyduğu önemli bir görevi tamamlamış olacak.
Buradaki ifade özellikle önemli: Türkiye henüz Ay’a ulaşmış değil; 9’uncu ülke olma hedefinden söz ediliyor.
Kacır'ın verdiği bilgiye göre; yaklaşık 3,5 ton ağırlığındaki Ay uzay aracı yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla geliştirildi.
Projede TÜBİTAK UZAY ve DeltaV'nin yanı sıra farklı yerli teknoloji firmaları ve girişimler de görev alıyor.
Aracın uçuş bilgisayarı, haberleşme, güç, ısıl kontrol ve yörünge operasyonları gibi kritik kabiliyetlerinde daha önce İMECE ve TÜRKSAT 6A projelerinde kazanılan teknolojik birikimden yararlanılıyor.
Bu açıdan Ay görevi, Türkiye'nin uydu teknolojilerinde yıllar içerisinde oluşturduğu altyapının daha derin uzay görevine taşınması anlamına geliyor.
TUSAŞ USET'te gerçekleştirilecek testlerin tamamlanmasının ardından aracın TÜBİTAK UZAY'ın ODTÜ yerleşkesinde yapımı devam eden yeni temiz oda ve entegrasyon tesisine getirilmesi planlanıyor.
Buradaki nihai kontrollerin ardından Ay uzay aracının fırlatma hazırlıkları başlayacak.
Planlanan süreçte aracın Kennedy Uzay Üssü'ne gönderilmesi ve uygun koşulların oluşması halinde 2027'nin ilk aylarında fırlatılması hedefleniyor.
Bakan Kacır, Ay Araştırma Programı'nın 2022 yılının başından bu yana yüzde 77 tamamlanma seviyesine ulaştığını da açıkladı.
Türkiye'nin uzay programında Ay görevinin yanında farklı projeler de yürütülüyor.
Kacır, yüksek hızlı veri iletim kapasitesi ve esnek kapsama özelliklerine sahip olması planlanan TÜRKSAT 7A uydusunun çalışmalarına başlandığını açıkladı.
Bunun yanı sıra İMECE-2 ve İMECE-3 ile daha geniş alanları görüntüleyebilen ve aynı bölgeden daha sık veri alabilen yeni nesil bir yer gözlem uydusu mimarisi oluşturulması hedefleniyor.
Türkiye ayrıca 31 Ağustos'ta Artemis Mutabakatı'na katıldığını duyurmuştu. Ankara'da TUA, TÜBİTAK ve ODTÜ işbirliğiyle bir uzay teknolojileri geliştirme bölgesi kurulmasına yönelik çalışmaların da sürdüğü belirtildi.
Türkiye'nin uzaya erişim kabiliyetini geliştirmeye yönelik projeler arasında Somali'de inşa edilen uzay limanı da bulunuyor.