
Yayınlanma: 7 Ağustos 2026 17:38
Güncellenme: 18 Ağustos 2026 09:19
Kastamonu Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri Doç. Dr. Gökçe Didar Değermenci ile Neslihan Kader tarafından geliştirilen çevreci proje, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından patentle tescillendi.
Araştırmada tarımsal atık olarak değerlendirilen bezelye kabukları, hidrotermal yöntem kullanılarak manyetik özellik kazandırılmış biyokömüre dönüştürüldü. Böylece hem tarımsal atıkların ekonomiye kazandırılması hem de çevre dostu üretim anlayışının desteklenmesi amaçlandı.
Patent alan buluş kapsamında geliştirilen manyetik biyokömürün özellikle su arıtma sistemlerinde katalizör malzeme olarak kullanılması hedefleniyor.
Manyetik yapıya sahip olması sayesinde biyokömür, işlem sonrasında mıknatıs yardımıyla kolaylıkla ayrıştırılabiliyor. Bu özellik, malzemenin yeniden kullanılmasını mümkün kılarken maliyetlerin azaltılmasına ve ikincil çevre kirliliğinin önlenmesine katkı sağlıyor.
Araştırmacılar tarafından geliştirilen biyokömürün gözenekli yapısı ve geniş yüzey alanı sayesinde dirençli kirleticilerin giderilmesinde yüksek performans gösterdiği ifade edildi.
Söz konusu özelliklerin yalnızca su arıtma sistemleriyle sınırlı kalmayıp farklı çevresel uygulamalarda da kullanılabileceği değerlendiriliyor.
Manyetik biyokömür, biyolojik kökenli atıkların özel işlemlerden geçirilmesiyle elde edilen ve mıknatısla ayrıştırılabilen karbon bazlı bir malzeme olarak tanımlanıyor. Geleneksel biyokömürden farklı olarak manyetik özellik kazandırılan bu materyal, kullanım sonrasında ortamdan kolayca toplanabildiği için çevre teknolojilerinde önemli avantaj sağlıyor.
Özellikle su arıtma sistemlerinde kullanılan adsorban ve katalizör malzemelerin geri kazanımını kolaylaştıran manyetik biyokömür, hem ekonomik hem de çevresel açıdan sürdürülebilir çözümler sunuyor.
Araştırmacılar, geliştirilen patentli biyokömürün yalnızca su arıtma sistemleriyle sınırlı kalmayacağını belirtiyor. Manyetik biyokömürün gelecekte;
gibi birçok farklı alanda kullanılabileceği değerlendiriliyor.
Malzemenin yeniden kullanılabilir olması ise işletme maliyetlerini düşürürken çevresel sürdürülebilirliğe de katkı sağlayabilecek önemli özelliklerden biri olarak öne çıkıyor.
Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, üniversitenin bilimsel araştırmaları toplumsal faydaya dönüştürme vizyonuyla çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, patent tescili alan Doç. Dr. Gökçe Didar Değermenci ve Neslihan Kader'i tebrik etti.
Patent tesciliyle birlikte geliştirilen manyetik biyokömürün gelecekte sanayi ve çevre teknolojilerinde önemli kullanım alanları bulması bekleniyor.
Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından verilen patent tescili, geliştirilen teknolojinin fikri mülkiyet hakları açısından koruma altına alınmasını sağlıyor.
Uzmanlara göre; bu tür patentler, üniversitelerde geliştirilen bilimsel çalışmaların sanayiye aktarılmasının önünü açarken yerli teknolojilerin ticarileştirilmesine de katkı sunuyor.
Kastamonu Üniversitesi'nde geliştirilen bu çalışmanın ilerleyen süreçte farklı sektörlerle iş birliği içerisinde daha geniş kullanım alanlarına ulaşması bekleniyor.
Patent kapsamındaki çalışmada bezelye kabukları hidrotermal yöntem kullanılarak biyokömüre dönüştürüldü. Hidrotermal yöntem, biyokütlenin yüksek sıcaklık ve basınç altında kimyasal özelliklerinin değiştirilmesini sağlayan çevre dostu üretim teknikleri arasında yer alıyor.
Bu yöntem sayesinde tarımsal atıklar yakılmadan veya çöpe gönderilmeden yüksek katma değerli malzemelere dönüştürülebiliyor. Böylece hem doğal kaynakların daha verimli kullanılması hem de atık miktarının azaltılması hedefleniyor.
Türkiye'de her yıl milyonlarca ton tarımsal atık ortaya çıkıyor. Bezelye kabukları gibi çoğunlukla değerlendirilmeyen bu atıkların katma değerli ürünlere dönüştürülmesi, hem çevrenin korunmasına hem de döngüsel ekonomiye katkı sağlıyor.
Bilim insanları, biyokömür teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte tarımsal atıkların ekonomik değere dönüştürülebileceğini ve çevre dostu üretim anlayışının güçlenebileceğini ifade ediyor.
Bu çalışma da bezelye kabuklarının yalnızca bir tarımsal atık olmaktan çıkarılarak ileri teknoloji ürünü bir malzemeye dönüştürülebileceğini ortaya koyan önemli örneklerden biri olarak gösteriliyor.