
Yayınlanma: 19 Ocak 2026 11:48
Güncellenme: 25 Ocak 2026 13:55
Show TV Ana Haber sunucusu Pınar Erbaş, eski eşi gazeteci Mehmet Akif Ersoy’un tutuklanmasının ardından görevinden alındığını açıkladı. Erbaş, işten çıkarılma gerekçesinin “eski eşiyle ilgili haberleri sunmaması” olduğunu belirterek karara sert tepki gösterdi.
Her haberi tarafsızlıkla iletmekle yükümlü bir ana haber spikeri olduğum halde, “eski eş ile ilgili haberleri” sunmam istenmediği için görevime son verildi.
— Pınar Erbaş (@PINAR_ERBAS) January 19, 2026
Kısa bir izin dönemindeydim. Önce iznim uzatıldı, sonraki süreçte ise aynı yerde işe dönüşümün olmayacağı tarafıma…
Show TV Ana Haber’in uzun yıllardır ekran yüzü olan Pınar Erbaş, yaptığı açıklamayla görevine son verildiğini duyurdu. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Erbaş, ana haber spikeri olarak tarafsızlık ilkesine uygun davrandığını, ancak eski eşiyle ilgili haberleri sunmamasının gerekçe gösterilerek işten çıkarıldığını söyledi.
Erbaş açıklamasında, kısa süreli bir izin dönemine çıkarıldığını, bu sürenin daha sonra uzatıldığını ve nihayetinde aynı kurumda göreve devam etmeyeceğinin kendisine bildirildiğini ifade etti.
Pınar Erbaş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Her haberi tarafsızlıkla iletmekle yükümlü bir ana haber spikeri olduğum halde, ‘eski eş ile ilgili haberleri’ sunmam istenmediği için görevime son verildi.”
Erbaş, mesleki etik ve gazetecilik ilkeleri açısından hukuki ve ahlaki bir sorun bulunmadığını, ancak yalnızca “eski eş” olmasının gerekçe gösterilmesini suçun şahsiliği ilkesine aykırı olarak değerlendirdi.
Yaşanan sürecin yalnızca mesleki değil, toplumsal bir boyutu olduğunu vurgulayan Erbaş, açıklamasında kadın-erkek eşitsizliğine dikkat çekti.
“Söz konusu suçlamaların odağında bir kadın olarak ben olsaydım, karşı tarafın işine son verilir miydi?”
Bu soruyu kamuoyunun takdirine bırakan Erbaş, aslında cevabını bildiğini belirterek medya sektöründe kadın gazetecilerin karşılaştığı çifte standartlara işaret etti.
Pınar Erbaş, medya kariyerinin 15 yıla yayıldığını ve bu sürede stajyerlikten ana haber sunuculuğuna kadar tüm basamakları büyük bir emekle çıktığını vurguladı.
“Stajyerlik, muhabirlik, editörlük ve spikerlik ile devam eden kariyerimde her basamağı mesleki ilke ve ahlak kuralları çerçevesinde, binbir mücadeleyle çıktım. Kariyer benim. Tek başıma yaptım. Yine yaparım.”
Bu sözler, Erbaş’ın yaşanan sürece rağmen mesleki duruşunu koruduğunu ve geri adım atmayacağını ortaya koydu.
Pınar Erbaş’ın eski eşi gazeteci Mehmet Akif Ersoy, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alındıktan sonra tutuklandı.
Mahkeme, Ersoy hakkında şu suçlamalarla tutuklama kararı verdi:
Uyuşturucu madde kullanılmasına yer ve imkân sağlamak
Örgüt kurmak ve yönetmek
Sektörel ve maddi menfaat sağlamak amacıyla suç işlemek
Ersoy, gözaltına alındıktan kısa süre sonra TMSF yönetimindeki Habertürk TV’deki Genel Yayın Yönetmenliği görevinden de alındı.
Pınar Erbaş’ın eski eşi gazeteci Mehmet Akif Ersoy, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alındıktan sonra tutuklandı.
Mahkeme, Ersoy hakkında şu suçlamalarla tutuklama kararı verdi:
Uyuşturucu madde kullanılmasına yer ve imkân sağlamak
Örgüt kurmak ve yönetmek
Sektörel ve maddi menfaat sağlamak amacıyla suç işlemek
Ersoy, gözaltına alındıktan kısa süre sonra TMSF yönetimindeki Habertürk TV’deki Genel Yayın Yönetmenliği görevinden de alındı.
Mehmet Akif Ersoy’un tutuklanmasının ardından Pınar Erbaş, Show TV Ana Haber’de ekranlara bir süre ara vereceğini duyurmuştu. O dönemde yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:
“Hayatımın bir döneminin yalan, aldatmaca ve kurmacayla geçtiği gerçeğiyle yüzleşiyorum.”
Bu açıklama, Erbaş’ın süreci kişisel olarak da son derece zor yaşadığını ortaya koymuştu.
Pınar Erbaş’ın işten çıkarılması, medya dünyasında basın özgürlüğü, editoryal bağımsızlık ve etik ilkeler çerçevesinde tartışmalara yol açtı. Çok sayıda gazeteci ve medya çalışanı, suçun şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği görüşünü dile getirdi.
Olay, aynı zamanda Türkiye’de ana haber sunucularının kurumsal baskılar karşısındaki konumunu da yeniden gündeme taşıdı.